Parkinson Hastalarında Yürüme Sırasında Gerçekleştirilen Farklı Kognitif Aktivitelerin (çift görev) Yürüme ve Denge Parametreleri Üzerine Etkisi Araştırmacı Yükseköğretim Kurumları tarafından destekli bilimsel araştırma projesi
Otozomal Resesif Atakside Yeni Terapi Hazırlama Otozomal Resesif Serebellar Ataksiler (ORSA) ilerleyici serebellar dejenerasyon ile karakterize, farklı genetik özellikler taşıyan, nadir görülen nörodejeneratif hastalıklardır. Son zamanlarda yüksek verimli sekanslama tekniklerinin kullanılması sayesinde bir dizi yeni, nadir görülen ORSA genleri tanımlanmıştır. Bu gelişmelere rağmen ORSA’ ların henüz etkin bir tedavisi bulunmamaktadır. Bu çalışmada ORSA’ larda yeni tedavi yöntemleri araştırılmıştır. Bu amaçla, Almanya, Hollanda, Fransa’ da Paris ile Illkirch, Kanada ve İtalya dahil olmak üzere merkezimiz ile birlikte toplam yedi merkezde koordineli olarak çalışma tamamlanmıştır. Tüm merkezlerden hasta alımı yapılmıştır. Daha öncesinde genetik olarak tanımlanamamış hastalarda eksom sekanslama yöntemiyle yeni genler bulunmaya çalışılmıştır. Hastaların fenotipleri kaydedilmiştir. ORSA patofizyolojisinde yol alan ortak yolaklar ve biyolojik nodlar belirlenmiş, yeni bulunan genlerin fonksiyonelliği valide edilmiştir. Bunlardan yola çıkarak ileri dönemde yapılacak tedavi çalışmaları ve hastalığın doğal seyri ile ilgili bilgilerin edinilebileceği, klinik sonlanım noktalarının ve biyobelirteçlerin de bulunduğu, FDA-uyumlu ORSA çalışma alt yapısı oluşturulmuştur. ORSA transjenik fareler oluşturulmuş ve preklinik araştırmalar başlatılmış olan bu araştırmamız TÜBİTAK 315S094 nolu proje kapsamında desteklenmiştir. Araştırmacı TÜBİTAK PROJESİ
Identification of New Recessive Genes and Biomarkers Using Multi-ethnic Populations. Motor ve non-motor bulgularla seyreden, ileri yaşta ikinci sıklıkla görülen, ilerleyici bir nörodejeneratif hastalık olan Parkinson hastalığının (PH) genetik ve çevresel risk faktörlerinin etkileşimiyle ortaya çıkan kompleks bir hastalık olduğu kabul edilmektedir. Bugüne kadar PH ile ilişkili 10 gen ve 20’ den fazla lokus tanımlanmıştır. Ancak bu genler birçok populasyonda erken başlangıçlı otozomal resesif (OR) PH’ nin sadece %50’ sinden ve otozomal dominant (OD) PH’ nin %10-15’ inden sorumlu tutulmaktadır. Bu durumda halen tanımlanmamış genler olduğu açıktır. Çalışmamızda yeni resesif genlerin bulunması, bu genlerin fenotip/genotip korelasyonlarının yapılması ve bunlardan yola çıkarak hastalıkla ilişkili yeni biyobelirteçlerin bulunması amaçlanmıştır. Bu amaçla, Fransa ve Rusya dahil olmak üzere merkezimiz ile birlikte toplam üç merkezde koordineli olarak çalışma tamamlanmıştır. Tüm merkezlerden hasta alımı yapılmıştır. Öncelikle bilinen PH genleri için, Sanger dizileme ya da pirosekanslama veya orta verimlilikte sekanslama platformunda ekzom dizilemeye yönelik hazırlanmış paneller ile hedef yeniden sekanslaması yapıldı. Akraba evliliği olduğu bilinen PH grubumuzda, homozigozite haritalaması, ender genomik yeniden düzenlemelerin saptanması, ekzom sekanslama ve aday genlerin OR ve sporadik erken başlangıçlı PH bağımsız kohortunda validasyonu yapılmak üzere yeni resesif gen Fransa grubu tarafından tanımlandı. Olası geçerliliği olan biyobelirteç saptamak amacıyla Rusya ekibi tarafından idyopatik PH, lösin açısından zengin tekrar kinaz 2 (LRRK2) mutasyon taşıyıcısı ve eşleştirilmiş kontrol grubunda periferik plazmada, CD45+ hücrelerde total ve oligomerik alfa-sinüklein ölçümü yapıldı. Türkiye ekibi tarafından da olası geçerliliği olan biyobelirteç saptamak amacıyla idyopatik PH’ da, parkin mutasyonu saptanmış PH’ da ve eşleştirilmiş kontrollerde serum proteomik profillerine bakılmıştır. Bu araştırmamız TÜBİTAK 215E199 nolu proje kapsamında desteklenmiştir Araştırmacı TÜBİTAK PROJESİ